SIGHTSEEING

Pedasa Antique City

Hermotimus of Pedasa (Greek: Ἑρμότιμος) was Xerxes the Great‘s favored royal eunuch during the Persian Wars against Greece (480 BC).

As a eunuch, not much factually is known about Hermotimus, because he was not as important to contemporary historians. Anecdotes still survive regarding the castration of Panionius in the winter of 480-481 BC, the same man who castrated Hermotimus and sold him as a boy. Hermotimus forced Panionius to castrate his sons, and then for his sons to castrate him, proving his ruthlessness and lack of passion that he was to show in the Persian Wars the following autumn.[1]

After the loss at the Battle of Salamis, Xerxes made Hermotimus the secondary guardian of some of the king’s many illegitimate children, a role generally reserved for kings. After the end of the campaign, all record of Hermotimus disappears.[2] It is likely that he lived out his life in the service of Xerxes and possibly Artaxerxes as a faithful eunuch.

Info from Wikipedia, the free encyclopedia

Bodrum Antik Tiyatro

Antik Tiyatro, Klasik çağdaki Bodrum‘dan günümüze ulaşabilen tek yapıdır. Bodrum’un ortasındaki Göktepe dağının güney eteklerindeki bu tiyatro, Anadolu’nun en eski tiyatrolarından biridir. 1960‘larda bir grup Türk tarafından restore edilen bu tiyatro, (En son restarasyonu Bodrum Belediyesi, Ericsson ve Turkcell işbirliği ile gerçekleştirilmiştir) günümüzde de Bodrum’daki birçok festivale sahne olmaktadır.

Tiyatronun ilginç nitelikleri arasında, oyunlardan önce Dionysos uğruna kurbanların kesildiği sunağı ve bazı koltukların arasındaki, belki de gölgelik olarak kullanılmış olabilecek delikler vardır. Her koltuk arasında 40 cm.’lik bir mesafe bırakılmış olan tiyatro 13.000 kişi kapasitelidir.

Info from Wikipedia, the free encyclopedia
Myndos Gate
Dünya imparatorluğu kurmak isteyen Büyük İskender,Halikarnas şehrine geldiği zaman, bugün yer yer kalıntılarına rastlanan kent surlarıyla karsılaşmıştır. Pers egemenliği altında olmalarına karsın, refah bir hayat süren Halikarnasos’lular Makedonyalılara direnmişlerdir. Üç ay boyunca surlar ağır taşgüllelerle hasar görmelerine karsın yıkılmamışlardır.Antik Halikarnassos şehir surlarının en anlamlı yeri,şehre batıdan girişi olanaklı kılan ve yarımadadaki Myndos antik şehrine baktığından dolayı ünlü Mindos Kapısı adı verilen batı şehir kapısıdır. Gümbet yolu üzerinde, mezarlığın hemen yanı başında ayakta duran Mindos Kapısı,MÖ.4 yy.da 24 yıl krallık yapmış olan Mausolos(MÖ.377-354) zamanında şehir surlarıyla birlikte gayet planlanarak özenle yapılmıştır.
Halikarnasın ünlü Mindos (myndos) kapısı Büyük İskendere adeta bela oldu.Büyük İskenderin savaş sırasında sürekli Mindos kapısına lanet getirdiği tarihçiler tarafından belirtilir. Büyük İskender ve ordusunun çok zorlanarak nihayetinde Mindos kapısından şehre girerek, Satrap Maussollos’un mezarı dışında, her şeyi yerle bir etmişler, Ada’yı kraliçeye bırakarak ayrılmışlardır.
  BodrumWindmills ( Yel Değirmenleri )

Yel değirmenlerinin başlangıcına kadar olan süreçte, insan, hayvan ve su gücü ile çalışan değirmenlerle ilgili antik ve günümüz yazarlarının bahsettiği birçok bilgiyle karşılaşırız. Ancak yel değirmenlerinin tarihi ile ilgili çok az kaynak vardır. Orta Çağ’da yoğun olarak karşımıza çıkan yel değirmenlerinin, su ve hayvan değirmen çeşitlerine göre komplike bir yapısı vardır. Bu yüzden olgunluk noktasına ulaşması çok uzun bir süre almıştır.

Batı Anadolu’da ve Ege aga adalarında çok sayıda değirmen kalıntılarında kapılara ait lento taşı üzerindeki yapılış tarihleri incelendiğinde 1850/1870 yıllarına ait olduğu görülecektir. Bunlar, bölgede yapılan en son yel değirmenlerine ait kalıntılardır. Ülkemizde 1950/1970 yıllarına kadar çeşitli onarımlarla yaşamlarını sürdüren bu değirmenler, işlevlerini motor gücüne bırakarak tarihteki yerlerini almışlar, Akdeniz ülkelerinin sanayileşme süreçleri farklı olduğundan kullanımdan kaldırılmaları çeşitli ülkelerde farklı zamanlarda olmuştur.

Halikarnas Mozolesi

Halikarnas Mozolesi (ya da Mausoleion), Kral Mausolos adına karısı ve kız kardeşi Artemisia(en) tarafından Halikarnassos‘da yaptırılmış, Dünyanın yedi harikasından biri sayılan, kolonlarıyla Yunan mimarisini, piramit şeklindeki çatısıyla da Mısır mimarisini birleştiren, oldukça büyük boyutlardaki mezar. Bu öneminden dolayı kendinden sonra gelen, aynı stildeki tüm yapılara mozole denmiştir.

Mozole alanı bugün açık hava müzesi olarak düzenlenmiştir. İçeri girildiğinde sağda Bodrum tipi bir ev görülmektedir. Solda görülen uzun yapı içinde Mausoleion’la ilgili kabartmalar, maket ve bazı çizimlerle yapıya ait mimari parçalar sergilenmektedir.

Dünyanın Yedi Harikası‘ndan biri diye tanımlanan mozolenin yükseldiği yer bugün bir çukur olarak görülür. Bu çukurun ne olduğunu anlamak için öncelikle kapalı sergi salonunun gezilmesi gerekir. Taban ölçüleri 32 x 38 metre boyutlarındaki Mausoleion, bir zamanlar uzun kenarı 242,5 kısa kenarı 105 metre olan geniş bir alanın kuzeydoğu köşesinde yükselmekteydi.

Bodrum’daki Mausoleum 3D

Antik yazarların anlattıklarına göre Mausoleion, dört bölümden oluşmaktadır. En altta yüksek bir kaide (podyum); onun üzerinde kenarlarında onbir, kısa kenarlarında dokuz olmak üzere 36 İon sütunlu tapınak şeklinde bir bölüm vardır; onun da üzerinde 24 basamaklı piramit şekilli bir çatı ve en tepede dört atın çektiği araba içinde Mausolos ve Artemisia’nın heykelleri yer almaktadır.

Anıtın yüksekliği konusunda Latin yazarı Plinius bilgi vermektedir. Latinlerin dünyanın yedi harikası olarak gördüğü Mausoleion’un yüksekliği 180 İon ayağıdır. Bu da yaklaşık 55 metredir. Yirmi katlı bir apartmanın yüksekliği kadardır. Sergi salonundaki makette bu ölçü esas alınmıştır.

Antik yazarlar yapının mimarının Pytheos olduğunu kaydetmektedir. Ayrıca Satyros’un adı da geçmektedir. Vitruvius, MÖ 4. yüzyılın en önemli dört heykeltıraşının bu yapıda çalıştığını kaydetmiştir. Doğuda Skopas, batıda Leokhares, kuzeyde Bryaksis, güneyde Timotheos çalışmıştır. Bryaksis, Karyalı bir sanatçıdır. Diğer sanatçılar Yunanistan’dan getirilmiştir. Dört atlı arabayı Mimar Pytheos’un yaptığı söylenmektedir.

Miniatürk’deki Mozole modeli.

Karya satrabı Mausolos, kendi yönetimi zamanında muhtemelen MÖ 355‘te yapıya başlamıştır. Onun ölümünden sonra (MÖ 353) karısı, aynı zamanda kız kardeşi Artemeisia anıtın yapımını sürdürmüş; onun da ölümünden sonra (MÖ 351) Mausolos’un diğer kardeşleri inşaata devam etmişlerdir. Muhtemelen, inşaat MÖ 340‘ta Piksodaros‘la Ada arasındaki satraplık mücadelesi sırasında yarım bırakılmıştır.

Anıt mezar ana kayanın kesildiği yerlerden ve yeşil taşlardan anlaşılacağı üzere günümüzde görülen çukurun bulunduğu yerde yükselmekteydi. Anıtı son ayakta görenlerden biri M.S. 12. yüzyılda yaşamış Piskopos Eustathios’tur. Bu anıtının 1500 yıl ayakta kaldığını göstermektedir. Bu tarihten sonra anıtın bir deprem sonucu yıkıldığı sanılmaktadır. 1402‘de Saint Jean şövalyeleri Bodrum’a geldiklerinde anıtı yıkık olarak görmüşlerdir. Şövalyeler anıtı taş ocağı olarak kullanmışlar hemen tüm taşlarını sökerek Bodrum Kalesi’ni yapmışlardır. İlk tahribat şövalyeler tarafından 1494‘te yapılmıştır. Çukurun en derin yerinde bulunan asıl mezar odası o çağda şövalyeler tarafından bulunamadığı için, yok olmaktan kurtulmuştur. 1522 yılında Saint Jean şövalyeleri kalelerini güçlendirmek istemişler ve çevrede kale yapımında kullanılmak üzere eski yapı taşları aramışlardır. Mausoleion, son tahribata bu tarihlerde uğramıştır. Kalenin güçlendirilmesinde görev alan şövalyelerden de La Touret mezar anıtının tahribini hatırasına yazmıştır. Günümüzde kiremit bir çatı altında kısmen korunmaya çalışılan 12 basamaklı merdiveni nasıl bulduklarını, mezar odasına giden koridorun iki yanındaki heykelleri ve kabartmaları nasıl önce hayranlıkla seyredip sonra da parçaladıklarını anlatmaktadır. Tam mezar odasına girecekleri zaman paydos borusunun çaldığını; asıl odaya girmeden kaleye döndüklerini, ertesi gün geldiklerinde ise mezar odasının açıldığını, her yerde parçalanmış halde kıymetli kumaşlar ve altın ziynet eşyaları gördüklerini yazmıştır.

Kral Mausolos’un heykeli, bugün Londra’da ki müzede yer almaktadır.

Bugün mezar odasının girişini kapatan iki tonluk dikdörtgen bloklardan biri koridorun içinde görülmektedir. İngiliz araştırmacı Charles Thomas Newton18561857 yıllarında burada yaptığı kazı sırasında taş bloğu orijinal yerine götürmüştür. Kazı sırasında bulduğu kabartmaları, Mausolos ve Artemisia’nın heykellerini, dört atlı arabanın parçalarını British Museum‘a götürmüştür.

Daha önce Lord Stratford Canning (Türkiye’de bulunan İngiltere Büyükelçisi), 1846 yılında Padişah Abdülmecit‘ten aldığı izinle Bodrum Kalesi‘nin duvarlarında görülen Mausoleion kabartmalarını da Londra’ya götürmüştür. Bugün yarı kapalı sergi salonunda, geçen yüzyıl buradan götürülen kabartmaların ne yazık ki alçı kopyaları sergilenmektedir.

Halikarnas Mozolesi’ndeki at heykeli, British Müzesi, Londra.

Çukurun güneyinde bulunan ana kaya içine oyulmuş merdivenler burada Mausoleion’dan önce mevcut olan başka bir mezar anıtına aittir. Mausoleion’un yapımı sırasında burası kesilerek örtülmüştür. Ana kaya çok yumuşaktır, yer yer dökülmektedir. Merdivenin dibinde sağda görülen kapı ana kaya içine oyulmuş bir koridora açılmakta koridorun sonunda Arkaik Devre ait (MÖ 6. yüzyıl) bir mezar odası bulunmaktadır. Kapı girişinde ve merdiven duvarlarında görülen oyuklar adak yerleridir. Kapının sonunda dipte görülen kanallar “galeri” diye adlandırılmakta, dolan suların boşaltılması için kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bu galeri de Mausoleion’dan önceye aittir. Koridorun sonunda, solda büyük bir mezar odasına açılmaktadır. Bu oda ana kaya oyulmak suretiyle yapılmıştır. Mausoleion’a bakan yönünde de bir pencere bulunmaktadır. Bu mezar odasının yanında daha önce Newton tarafından açılan bir başka mezar odası varsa da, bu oda Danimarkalıların yaptığı kazı sırasında açılmamıştır. Pencere diye adlandırılan bölümün altında anıtı çevreleyen galerinin devamı görülmektedir. Bacalar yapım kolaylığı sağlamak için açılmıştır. Bacaların bir kısmı kazı alanında görüleceği gibi kuyulara dönüştürülmüştür. Çukurun güneyinde görülen dikdörtgen taş bloklardan yapılmış ayakların neye yaradığı anlaşılamamıştır. Asıl mezar odasına giren merdivenler Newton‘un anlattığı gibi ana kaya içine oyulmuş basamaklar değildir. Bu basamakların bir kısmı kesme taşlardan yapılmıştır.

Bugün Bodrum’da durduğu hali ile mozolenin kalıntıları

Danimarkalıların yaptığı kazı sırasında merdivenlerin dibinde Newton tarafından kazılmamış alanda boğa, koyun, keçi, horoz ve kumru kemikleri bulunmuştur. Bunlar tören sırasında kurban edilen hayvanların kemikleridir. Mausolos’un öbür dünyada yararlanması için konulmuştur. Burada görülen kanal Mausoleion mezar anıtına aittir.

Açık hava müzesinin doğu bahçe duvarının sağ köşesine yakın bir yerde bulunan kapıdan dışarı çıkıldığında Mausoleion mezar anıtının kutsal alanı çevreleyen peribolos duvarının bir kısmı görülmektedir. Müze binası kapalı ve yarı açık olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Kapalı bölümündeki topografik harita ve Mausoleion maketi burayı gezenlere yapıyı ve şehri daha iyi bir şekilde tanıtmaktadır. Halikarnas Mozolesi taşları Hospitalier Şövalyeleri tarafından Bodrum Kalesi inşası sırasında kullanılmıştır. Günümüze ulaşan ironik bir gelenek ile, bazı Masonlarca Tapınakların mimari referansı olarak görülür.[1]

Kaynak: Vikipedi Özgür Ansiklopedi

Osmanlı Kulesi

osmanli_tersanesi

Bodrum tersanesinin 1775 yılında kurulduğu sanılmaktadır.   Bir arşiv belgesine göre Bodrum’da ilk gemi, 1784 yılında tezgâha konmuştur. Kerestesi Bodrum dağlarından getirilmiştir. Korsan saldırılarına karşı gözcü olarak dikilen Osmanlı kulesi ile birlikte 1882 yılında tersanenin surları da genişletilmiştir. Yapı günümüzde, sanat galerisi olarak hizmet vermektedir.

Bugün eski tersanenin arkasında, Adsız Atlı Süvarinin ve Osmanlı Denizcisi Cafer Paşa’nın da türbesi olan, Osmanlı Mezarlığı vardır.

Günümüzde, Bodrum yarımadasının çeşitli yörelerinde yer alan küçük çaplı tersanelerde yapılan ahşap tekneler, yerli ve yabancı deniz severlerin bir tutkusu halinde gelmiştir.

Osmanlı Tersanesi, Bodrum limanının kuzeybatısında, Karada Marinanın batısında yer alır.

Kaynak: Bodrum Belediyesi Sayfası